doğal şifa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doğal şifa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ağustos 2025 Çarşamba

Dut Yaprağının Müthiş Faydaları

 Vitamin deposu dut yaprağı

Dut yaprağını kurutup nane gibi yemeklerinin üzerine ekiyorum dut yaprahında c vitamini bolca var. Adeta vitamin deposu

20 Mayıs 2020 Çarşamba

Kansere karşı soğan suyu kürü

SOĞAN SUYUNUN FAYDALARI



Kanser

Sonuçları 2011 yılında ?Gastroenterology?de yayınlanan bir çalışmaya göre düzenli olarak kırmızı soğan tüketmek mide kanseri riskini düşürüyor. Sarımsak, pırasa, frenk soğanı ve arpacık soğanıyla aynı familyadan (Allium) olan soğan bu ailede yer alan diğer sebzeler gibi sülfür içeriyor. Bitkisel kaynaklardan alınan sülfür ise yapılan bu alanda yapılan çalışmalara göre hücre yapısının korunmasına yardımcı oluyor ve hücrenin yapısının bozularak kanserli hücreye dönüşmesini önlüyor.



Cornell Üniversitesi tarafından yapılan bir diğer araştırmaya göre soğan antioksidan etkisiyle özellikle karaciğer ve kolon kanserine karşı etkili bir koruma sağlıyor. Bu alanda yapılan çalışma sayısı oldukça fazla ancak ilgi çekici son bir istatistik daha verelim; 32 ülkede yapılan bir çalışmada, yemeklerde daha çok soğan tüketen ülkelerde prostat kanseri nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı tüketmeyen ülkelere göre oldukça az. Örneğin İngiltere´de prostat kanseri nedeniyle meydana gelen ölümler soğan kullanımının daha çok olduğu Hong Kong, Türkiye ve İran´dan 5 kat daha fazla.

Diyabet

Besin lifi bakımından zengin olan soğan kan şekeri dalgalanmalarını önler ve az miktarda besin lifi tüketimi nedeniyle yaşanan kabızlığa iyi gelir. Soğan, hem tip 1 hem de tip 2 diyabet hastalarında glikoz seviyelerinin düşürülmesine yardımcı bir sebzedir.

Solunum

Soğanın astım hastalarında akciğerlerin sıkışmasını önleyici etkisi olduğu konusunda bazı bilgiler bulunmaktadır fakat bu faydası konusunda yapılan bilimsel çalışmaların sayısı oldukça azdır. Antiseptik etkisinin solunum yoluyla ilgili hastalıklara iyi geldiği, balgamı temizlediği ve bu hastalıkların neden olduğu öksürüğü hafiflettiği bilinmektedir. Soğan suyu ve bal karışımı çocuklarda öksürüğü kesmek için geleneksel olarak kullanılan bir reçetedir.

Katarakt

Laboratuvar çalışmaları soğan suyu içmenin ve düzenli olarak soğan yemenin bazı katarakt türlerinin oluşma riskini önemli oranda azalttığını ortaya koymaktadır. Ancak ?Indian Journal of Ophthalmology? adlı bilimsel derginin 2009 Mayıs sayısında yayınlanan araştırma kobaylar üzerinde yapılmıştır ve net sonuçlar için daha fazla sayıda araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır.

Anemi

Orta boy bir soğan (yaklaşık 110 gram) 0.2 mg demir içerir ve bu miktar günlük demir ihtiyacının %1´ine denk gelmektedir. Tabi günlük demir ihtiyacınızı sadece soğan suyu içerek karşılamanız pek mümkün değil ancak demir bakımından zengin gıdalar tüketmeye çalışıyorsanız beslenme listenize soğanı da ekleyebilirsiniz.

Tansiyon

Soğanda bulunan - quercetin- adlı bileşenin tansiyonu düşürdüğü ve hipertansiyon hastalarında tansiyon kontrolüne yardımcı olduğu yönünde araştırma sonuçları bulunmaktadır.

İdrar Söktürücü

Soğan güçlü bir idrar söktürücüdür ve kanın temizlenmesine yardımcı olur. Öksürük: Geleneksel olarak bronşit ve astım tedavisinde kullanılan soğan suyu aynı zamanda kuru öksürüğe de iyi gelmektedir. Sinek Isırıkları: Sinek veya böcek ısırığının bulunduğu bölgeye 1 adet soğan kesip sürerseniz ya da parmak ucuyla soğan suyu uygularsanız kaşıntıyı kısa sürede alır. Aynı zamanda hafif yanıkların ve küçük kesiklerin daha kısa sürede iyileşmesine yardımcı olur.

8 Ocak 2014 Çarşamba

Nar kabuğu mucize faydaları nelerdir?


Nar kabuğu mucizesi

Tacıyla adeta meyvelerin kralı olan nar, her derde deva bir ilaç. Hem de her yönüyle..

Tacıyla adeta meyvelerin kralı olan nar, her derde deva bir ilaçtır. Nar bağışıklık sistemini güçlendirerek, bizleri başta kanser olmak üzere pek çok hastalıktan da korumaktadır. İçerdiği flovanoidler, vitaminler, polifenoller, antosiyaninler, taninler vasıtasıyla kolesterol ve şekeri de dengeleyen nar kalp ve damar sağlığımızı koruduğu gibi, kanser hücrelerinin de gelişmesini çok önemli oranda engellemektedir.

Mucizevi bir şifa kaynağı olan nar kabuk, zar, çekirdek ve sudan oluşmaktadır.

Nar suyunun genel damar sağlığını, özellikle de kalbi koruduğu, damar tıkanıklıklarını geriletme ve tansiyon düşürücü etkileri herkes tarafından bilinmektedir. İnsanlar narı, suyunu içerek tüketmektedir. Narın içindeki zarlar ile yendiğinde mide ülserini iyileştirdiği ise pek az kişi tarafından biliniyor. Yine son günlerde pek çok firmanın satışa sunduğu nar çekirdeği yağı,çok değerli punicic acid içermektedir. Nar çekirdeği yağı özellikle cildimizde kırışıklıkları ve yaşlanmayı gidermekte, saçlarımızda canlılık ve saç çıkarıcı etkileri nedeniyle ilaç endüstrisi tarafından önemli miktarda kullanılmaktadır.



''Nar kabuğu,suyundan daha fazla değerlidir''

Nar suyu bir ilaç gibi sağlığımız için faydalıdır, ancak kabuğu suyundan daha fazla değerlidir. Nar kabuğu içinde bulunan ellagik asit, başta meme kanseri olmak üzere hemen hemen tüm kanser türlerini hem önleyici hem de iyileştirici faydalar sağlamaktadır. Nar kabuğundaki flavanoitler, fenolik bileşikler ve antioksidantlar suyundan çok daha fazla miktardadır. Nar kabuğunda bulunan ellagik asit antioksidan, anti-mutajen ve anti-kanser özelliklere sahiptir. Çalışmalar meme, yemek borusu, cilt, bağırsak, prostat ve pankreas kanserlerinde anti-kanser özelliğini göstermiştir. Ellagik asit P53 geninin kanser hücrelerince yok edilmesini engellemektedir. Ellagik asit kansere neden olan moleküllere bağlanarak onları çok önemli bir oranda etkisizleştirmektedir.

''Sıkılan narın kabukları asla atılmamalı''

Gölgede veya 40-50 dereceyi geçmeyecek ortamlarda kurutarak, ufaladığımız nar kabuklarını serin bir yerde saklayalım. Daha sonra 100 gram kaynamış suya, 2 gram nar kabuğu atarak, yaklaşık 10 dakika kaynatıp suyunu hemen her gün çay olarak tüketelim. Böylece başta kanser, kalp ve şeker hastalıkları olmak üzere pek çok hastalıktan kendimizi korumuş olacağız. Genelde tüm meyvelerde olduğu gibi narın da en değerli yeri kabuğudur. Bir ilaç gibi içtiğimiz nar suyundan arta kalan kabukları da asla atmayalım ve başta kanser, şeker ve kalp olmak üzere hemen hemen tüm hastalıklardan korunalım. (Özlem Özdemir - Beslenme ve Diyetetik Uzmanı)

30 Mart 2013 Cumartesi

Mide yanmasına doğal tedavi uygulayın.


Doğanın mucize bitkisel ürünleri ile sağlık sorunları kolay bir şekilde ortada kaldırılıyor ve insanlar daha sağlıklı bireyler haline geliyor. Hazır gıdaların veya fast food tarzı yiyeceklerin tercih edilip organik besinlerden uzak kalınması, sağlığı ciddi derece de tehlikeye attığı gibi, mide sorunlarına da yol açmaktadır.
Mide yanması yada reflü mide hastalıklarının en sık karşılaşılan şikayetleridir. Peki ne yapılabilir Mide yanması yada reflü sorununuz varsa bitkisel yöntemlerde çare bulabilirsiniz. Bir çoğumuzun tanıdığı Ahmet Maranki, mide yanmasını geçirecek bitkisel kür tarifi verdi. Mide yanması yada reflüye Ahmet Maranki’nin kürü ile son verebilirsiniz.
Malzemeler:
Lahana
Sarı patates
Hazırlanışı:
Lahana iri yapraklı, patates ise sarı olanlarından tercih edilmelidir. Çiğ olarak patates ve lahananın suyunu sıkın. İçine bir tatlı kaşığı zeytinyağı ekleyin. Sabah akşam birer bardak bu sıktığınız sudan için. 3 hafta böyle devam edin.

1 Mart 2013 Cuma

Sivilce ve akne tedavisi nasıl yapılır


SİVİLCE için ortalama 3 ay kadar kullanılması gereken bitkiler hazırlanmakta ve bu hastalık tamamen geçmektedir
Akne, yüz, omuzlar, sırt ve göğüsteki yağ bezleriyle ilgili kronik bir deri hastalığı. En çok 14-20 yaşlar arasında görülür ve bu hastalığın tipik belirtileri olan siyah noktalar, sivilceler, gençlerin bu en hassas devirlerinde genellikle psikolojik rahatsızlıklara yol açar. Yağ bezlerinin kanalında bir tıkaç oluşur ve bu tıkacın başı sertleşip siyahlaşır. Bazen, kanal tıkalı olduğu halde, bez yağ salgılamaya devam eder ve böylece içi yağ dolu bir kist oluşur. Siyah noktalara tıpta komedon adı verilir. Komedon oluştuktan sonra, normalde de cildimizde bulunan propionibacterium acnes adlı bakteri buraya yerleşir ve akne oluşumuna katkıda bulunur.

Genellikle akne ergenlik döneminde başlar ve 16 yaşındaki gençlerin %83'ünde farklı klinik derecelerde akne vardır. Akne insidansı %30 ile %66 arasında değişmektedir. Kızlarda en sık 14-17 yaşları arası, erkeklerde ise 16-19 yaşları arasında görülmektedir. Gençlerin %15'inde majör akne denilen klinik form, %85'inde ise daha hafif olan minör form görülmektedir. Erken ergenlik dönemdeki gençlerin hemen hemen %80'inde komedonlar gözlenmektedir. Aknenin hangi yaştan itibaren kendiliğinden gerilediğine dair fazla yayın yoktur. Ancak genellikle 20'li yaşlardan itibaren gerilemeye başladığı bilinmektedir. Bununla beraber 40 yaşına kadar tedaviye ihtiyacı olan hastalar da mevcuttur. Bu hastaların çoğunu kadınlar oluşturmaktadır.

Akne nasıl yok ediliyor?
Sen de akne problemi yaşıyor ve bir uzmandan yardım almayı düşünüyorsan, işte seni bekleyen çözümler…
Yüzünü sabah akşam güzelce temizlemen istenir. Ayrıca doktorun, senin cildine uygun kurutucu etki gösteren ilaçlar önerecektir. Yüzüne, uzman tarafından meyve asitli maskeler uygulanır. Ayrıca akne, olduğu yerde kurutulup yok edilmeye, tıkanan noktalar temizlenmeye çalışılır. Her şeye rağmen etkili bir sonuç alınamazsa, antibiyotiğe başlanır.
Ayda bir tahlil yapılır ve bu süreç, düzenli olarak takip edilir. Sakın unutma, aknelerden kurtulmak sabır isteyen bir durum. Üstelik iyi bir uzmana gitmeli, yoksa cildinde iz ve çukurlukların kalması riskiyle karşı karşıya kalabilirsin. Akneler bizi terk ederken, derecelerine göre arkalarından iz bırakabiliyor. Eğer bu izler krater şeklinde çökükse, cilde zımpara yapılıyor. Ya da bazı lazer cihazlarıyla çevresindeki krater soyulup çukurluğun seviyesine inmeye çalışılıyor. Kimyasal peelingler de çözüm yollarından biri.

Akne'yi tamamen engellemek mümkün mü?
Bu süreç, hormonal olduğu için önüne geçmek mümkün değil. Ancak daha iyi görünmek için gözeneklerin temizliğine dikkat etmelisin. Örneğin meyve asidi ve kil içerikli ürünler kullanabilirsin. Dr. Betül Şengör, “Buhar ile birlikte siyah noktaların sıkılmasını asla önermiyorum. Bu, hiç doğru değil” diyor ve peeling jellerini öneriyor. Eğer 20 yaşını geçmiş olmana rağmen, aknelerle baş etmekte zorlanıyorsan, bir cilt doktoruna giderek bunun nedenini araştırabilir ve akne oluşumunu yavaşlatabilirsin.

İPUCU
 Clinique baş dermatologu Dr. David Orentreich’nin seni sivilcelerden koruyacak altın ipuçları var… Asla makyajını temizlemeden uyuma.
Sivilcelerini sıkma, çünkü bu, bakterinin yayılmasına neden olur. Ayrıca sıkılan sivilce kızarık bir hal alarak daha kötü görünür.
Temizleme-arındırma ve nemlendirme olmak üzere üç adımdan oluşan bir cilt bakım sistemini düzenli olarak uygula.

Sedef Hastalığı bitkisel tedavi kürleri



Sedef hastalığından şikayetçiyseniz bu bitki kürlerini uygulamalısınız;

1. tarif,

Kurt pençesi, şahdere otu, papatya, mine çiçeği, fesleğen, lavanta çiçeği, ada çayı,
kekik, ıhlamur, huş ağacı, söğüt yaprağı veya kabuğu, biberiye, enginar, hindiba, ökse
otu, kuşburnu, alıç, hünnap, mayasıl otu, otların bir kısmı veya ayrı ayrı karıştırılıp çay
yerine aç veya tok karnına ballı veya pekmezli içilir.

2. tarif

100 gr. ardıç katranı
50 gr. toz kükürt, karıştırılıp harici sedeflere krem gibi sürülür.

3. tarif

Mersin yağı, kantaron yağı, çam reçinesi, kayısı, havuç, buğday yağı, portakal yağı
karıştırılıp harici sürülür.

4. tarif

20 gr. telli sürür
20 gr. mürdesenk
20 gr. kurşun tozu
150 gr. vazeline karıştırılıp harici sürülür.

5. tarif

100 gr. arı sütü
100 gr. ravent kökü
100 gr. zerdeçal
100 gr. polen
1 kg. bala karıştırılıp 3 öğün aç karnına 1 bardak kayısı suyuna 1 yemek kaşığı karıştırılıp içilir.

6. tarif

50 gr. krem tartar
50 gr. ravent kökü
50 gr. lüle kükürt
50 gr. kil-i ermeni
50 gr. demir dikeni tohumu

Sedef hastalığı nedir? tedavisi nasıl yapılır?



Sedef Hastalığı Nedir Sedef deride kırmızı üzeri beyaz pullu çeşitli büyüklükte döküntülerle seyreden iyileşme ve tekrarlamayla ömür boyu sürebilen bir cilt hastalığıdır. Toplumda her 100 kişiden 1-2’sinde rastlanır.

SEDEF HASTALIĞININ BELİRTİLERİ NELERDİR?.
Sedef hastalığı deri üzerinde sedef beyazı renkte pullanmaların olduğu kırmızı plaklar halinde ortaya çıkar. Derinin üst katmanı aşırı derecede büyür ve kalınlaşır. Tırnaklarda bozukluk olabilir.

SEDEF HASTALIĞININ SEBEBİ NEDİR? NELER SEDEFİ ARTTIRIR?
Sedef hastalığının sebebi tam olarak bilinmemektedir. Hastalığın gelişimini ve şiddetini etkileyen birçok faktör olabilir. Hastalığa yatkınlığı olan kişilerde aşırı stres güneş yanığı deriye çarpma sürtünme gibi travmalar bazı ilaçlar boğaz iltihabı hastalığı ortaya çıkarabilir veya belirtilerini arttırabilir. Bu yüzden sedef hastaları veya ailesinde sedef olanlar sedefi arttıran veya ortaya çıkarabilen bu faktörlerden kaçınmalıdır. Bağışıklık sisteminin de etkisi vardır.

SEDEF HASTALIĞININ ÇEŞİTLERİ VAR MIDIR?
Sedef hastalığının şekli şiddeti devam etme süresi yerleşim yeri açısından çeşitleri vardır. En sık olarak önce küçük kırmızı bir kabarıklık oluşur. Giderek genişleme ve kabuklanmalar ortaya çıkar. Kabuklar sedefi beyaz veya gümüşi renklidir. Kabuklar kaldırıldığında altta küçük kırmızı kanama alanları görülür. Keskin sınırlı genelde simetrik çeşitli büyüklüklerde deriden hafif kabarık plaklardır. Vücudun her yerinde görülebilse de saçlı deri diz dirsek ve sırtın alt kısmı sıklıkla tutulan bölgelerdir

Sedef hastalığı olan kişilerde yüzde 10’a varan oranlarda eklem şikâyetleri olabilir.