13 Ağustos 2025 Çarşamba

Aylarca Beklemek Yok En Pratik Elma Sirkesi Anası


 

Pratik Elma Sirkesi Yapımı 

Çok net,düzgün ve temiz bir anlatım olmuş. Sirke yapımını tamamen anlatan bir video olmuş. Benim tercihim birinci olarak alıç sirkesi sonra da elma ve üzüm sirkesi

Defne yaprağı botoxtan kat kat daha güçlü.

 

 Defne yaprağı ile mucize ciltler

70 yaşında bile kırışıksız bir cilde sahip olun.Defne yaprağı güzellik kreminin tanıtımını yeni gördüm ve denemek için çok heyecanlıyım 

 Yaşlanan ciltler için de çok iyi bir çözüm gibi görünüyor, paylaştığınız için çok teşekkürler

Sütten 20 Kat Fazla Kalsiyum İçeren Dut Yaprağı Çayı Ve Dut Yaprağı Gübresi

 Bitkilere Dut Yaprağından Gübre

Balkonda yetiştirdiğim çiçeklerimin büyümesinin yavaşladığı,yaprak uçlarının sararmaya başladığı sırada bu tekniği kullandım.

Dut Yaprağının Müthiş Faydaları

 Vitamin deposu dut yaprağı

Dut yaprağını kurutup nane gibi yemeklerinin üzerine ekiyorum dut yaprahında c vitamini bolca var. Adeta vitamin deposu

28 Eylül 2021 Salı

90 Yaşındaki Doktordan Göz Hastalıklarını Geçiren Doğal Yöntem !


90 Yaşındaki Doktordan Göz Hastalıklarını Geçiren Doğal Yöntem

Miyop hipermetrop, katarakt, tavuk karası, göz tansiyonu, gözde
kırma, göz enfeksiyonu, kırmızı göz ve kuru göz, astigmat gibi
rahatsızlıklar en sık görülen göz hastalıklarının başında gelir.

Göz rahatsızlıkları dünyada 7’den 70’e birçok insanın sık yaşadığı
sorunların başında gelir. Çoğu kişi göz hastalıklarına çözüm
bulunmaması durumunda istemese de gözlük takmak durumunda
kalır.
Erken evrede tedavi edilmesi gereken rahatsızlıkların başında gelen
göz kusurları aksi durumda ileride daha ciddi sıkıntılara yol
açabilmektedir.

Miyop hipermetrop, şaşılık, katarakt, tavuk karası, glokom göz tansiyonu,
gözde kırma (refraksiyon), göz enfeksiyonu, kırmızı göz ve kuru göz,
astigmat gibi rahatsızlıklar en sık görülen göz hastalıklarının başında
gelir. Göz rahatsızlıklarının tedavisi, kaliteli bir yaşam için mutlaka gerekli
olduğundan bu konuda yapılmış çok sayıda araştırma da mevcuttur.
Bilinen bir Rus cerrah olan Vladimir Petrovich Filatov’a göre, hazırladığı
doğal ilaç, görme yeteneğini geliştirme sürecinde mutlaka gerekli olan bir
şeydir.
Gözleri iyileştiriyor

Filatov’a göre göze iyi gelen besinler ve onlardan
hazırlanacak kür şöyle;
Besinler; Ceviz, aloe vera (2-3 yaş civarında olanlar), limon ve bal.
50 gr. Aloe suyu
150 gr. bal
250 gr. ezilmiş ceviz
3 limon

Hazırlanışı;
İlk olarak, Aloe vera yapraklarını temizleyin ve suyu sıkmadan önce sivri
uçlarını çıkarın. Sonra, tüm malzemeleri karıştırın. Karışımı, bir çorba
kaşığı olacak şekilde günde üç defa tüketin. Tüketmeye başladıktan kısa
bir zaman sonra sonuçlarını göreceksiniz.
Bu karışım sadece gözlerinizi iyileştirecek bir besin değil, aynı zamanda
tüm bedeninize de etki edecek, genel sağlığa faydalı olacaktır.
Ancak uzmanlar, akut böbrek, tüberküloz, hemoroid gibi rahatsızlık
yaşayanların ve hamileliğin son 2-3 ayında olanların bu karışımı
tüketmemesini öneriyor.

Gözdeki kan damarlarını
güçlendiriyor, kataraktı
önlüyor! Göz sağlığına
iyi gelen 10 besin
Ispanakta bulunan A vitamini gözün gece görüşünü ve direnicini artırırken, yaban
mersini ve tatlı patatesin sahip olduğu C vitamini ise gözde katarakt ve makula
dejenerasyonu riskini en aza indiriyor.

20 Mayıs 2020 Çarşamba

Kansere karşı soğan suyu kürü

SOĞAN SUYUNUN FAYDALARI



Kanser

Sonuçları 2011 yılında ?Gastroenterology?de yayınlanan bir çalışmaya göre düzenli olarak kırmızı soğan tüketmek mide kanseri riskini düşürüyor. Sarımsak, pırasa, frenk soğanı ve arpacık soğanıyla aynı familyadan (Allium) olan soğan bu ailede yer alan diğer sebzeler gibi sülfür içeriyor. Bitkisel kaynaklardan alınan sülfür ise yapılan bu alanda yapılan çalışmalara göre hücre yapısının korunmasına yardımcı oluyor ve hücrenin yapısının bozularak kanserli hücreye dönüşmesini önlüyor.



Cornell Üniversitesi tarafından yapılan bir diğer araştırmaya göre soğan antioksidan etkisiyle özellikle karaciğer ve kolon kanserine karşı etkili bir koruma sağlıyor. Bu alanda yapılan çalışma sayısı oldukça fazla ancak ilgi çekici son bir istatistik daha verelim; 32 ülkede yapılan bir çalışmada, yemeklerde daha çok soğan tüketen ülkelerde prostat kanseri nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı tüketmeyen ülkelere göre oldukça az. Örneğin İngiltere´de prostat kanseri nedeniyle meydana gelen ölümler soğan kullanımının daha çok olduğu Hong Kong, Türkiye ve İran´dan 5 kat daha fazla.

Diyabet

Besin lifi bakımından zengin olan soğan kan şekeri dalgalanmalarını önler ve az miktarda besin lifi tüketimi nedeniyle yaşanan kabızlığa iyi gelir. Soğan, hem tip 1 hem de tip 2 diyabet hastalarında glikoz seviyelerinin düşürülmesine yardımcı bir sebzedir.

Solunum

Soğanın astım hastalarında akciğerlerin sıkışmasını önleyici etkisi olduğu konusunda bazı bilgiler bulunmaktadır fakat bu faydası konusunda yapılan bilimsel çalışmaların sayısı oldukça azdır. Antiseptik etkisinin solunum yoluyla ilgili hastalıklara iyi geldiği, balgamı temizlediği ve bu hastalıkların neden olduğu öksürüğü hafiflettiği bilinmektedir. Soğan suyu ve bal karışımı çocuklarda öksürüğü kesmek için geleneksel olarak kullanılan bir reçetedir.

Katarakt

Laboratuvar çalışmaları soğan suyu içmenin ve düzenli olarak soğan yemenin bazı katarakt türlerinin oluşma riskini önemli oranda azalttığını ortaya koymaktadır. Ancak ?Indian Journal of Ophthalmology? adlı bilimsel derginin 2009 Mayıs sayısında yayınlanan araştırma kobaylar üzerinde yapılmıştır ve net sonuçlar için daha fazla sayıda araştırmaya ihtiyaç duyulmaktadır.

Anemi

Orta boy bir soğan (yaklaşık 110 gram) 0.2 mg demir içerir ve bu miktar günlük demir ihtiyacının %1´ine denk gelmektedir. Tabi günlük demir ihtiyacınızı sadece soğan suyu içerek karşılamanız pek mümkün değil ancak demir bakımından zengin gıdalar tüketmeye çalışıyorsanız beslenme listenize soğanı da ekleyebilirsiniz.

Tansiyon

Soğanda bulunan - quercetin- adlı bileşenin tansiyonu düşürdüğü ve hipertansiyon hastalarında tansiyon kontrolüne yardımcı olduğu yönünde araştırma sonuçları bulunmaktadır.

İdrar Söktürücü

Soğan güçlü bir idrar söktürücüdür ve kanın temizlenmesine yardımcı olur. Öksürük: Geleneksel olarak bronşit ve astım tedavisinde kullanılan soğan suyu aynı zamanda kuru öksürüğe de iyi gelmektedir. Sinek Isırıkları: Sinek veya böcek ısırığının bulunduğu bölgeye 1 adet soğan kesip sürerseniz ya da parmak ucuyla soğan suyu uygularsanız kaşıntıyı kısa sürede alır. Aynı zamanda hafif yanıkların ve küçük kesiklerin daha kısa sürede iyileşmesine yardımcı olur.

Soğan deyip geçmeyin.Soğanın faydaları

Mor Soğan suyu kalbi güçlendirmektedir, taşıdığı esterler kanın pıhtılaşmasını önler. Boğaz iltihabı tedavisi sesin güzelleştirilmesi sinirsel rahatsızlıkların tedavisi öksürüğe bronşit ve boğaz ağrısına karşı en iyi ilaç soğan suyunun balla karıştırılarak yenmesidir. Kan basıncını (tansiyonu) düşürücü etkiye sahiptir.

 Safra kesesi salgısını artırır ve bunun sonucu olarak taş oluşumunu önler. Mor Soğan suyu kalbi güçlendirmektedir, Taşıdığı esterler kanın pıhtılaşmasını önler. Yeni kesilmiş soğanı arının soktuğu yere sürdüğünüzde ağrıyı alır ve şişmesini önler. Soğanın düzenli kullanımının prostat kanseri riskini azalttığı söylenmektedir. Aynı etkinin mide ve göğüs kanseri için de geçerli olabileceği dile getiriliyor. Karın sancılarına ve mide kanamalarına karşı çok ince doğranmış soğan süt içerisinde kaynatılarak içilir. Hong Kong Üniversitesi´nden uzmanlara göre özellikle kırmızı soğan kötü kolesterolü düşürür. Bir adet çiğ soğanın yarısını her gün tüketen kişilerin iyi kolesterolünün %30 oranında artacağı söylenmektedir.

Soğanın içerisinde kanser, kalp rahatsızlıkları ve hatta Alzheimer´a iyi geldiği söylenen antioksidanlar bulunur. Roma imparatoru Nero ve ABD başkanı George Washington´ın soğuk algınlığına karşı soğan tükettiği bilinmektedir.

Soğanın içerisinde bulunan yağın insulin gibi etki gösterdiği ve kan şekeri seviyesini düşürdüğü bilinmektedir. Aynı orandaki soğan suyu ve elma sirkesi karıştırılarak oluşan tonik günde 2 defa cilde sürüldüğünde koyu renkli bölgelere iyi geldiği söylenmektedir. Bu ikili ciltteki pH dengesini sağlayarak renk farklılığına karşı etkilidir.

Aynı orandaki soğan suyu ve elma sirkesi karıştırılarak oluşan tonik günde 2 defa cilde sürüldüğünde koyu renkli bölgelere iyi geldiği söylenmektedir. Bu ikili ciltteki pH dengesini sağlayarak renk farklılığına karşı etkilidir. Soğanın içerisinde bronşit, diyabet, astım ve saman nezlesine iyi geldiği söylenen flavanoidler bulunur.

MOR SOĞANIN FAYDALARI

Kan yapımına yardımcı olur. Kalp çarpıntısını giderir. Mor Soğan suyu kalbi güçlendirmektedir, Taşıdığı esterler kanın pıhtılaşmasını önler. Kan basıncını (tansiyonu) düşürücü etkiye sahiptir. Şeker hastalığına karşı bol miktarda mor soğan yenir. Kesik ve yanık yaralarının mikrop almaması için mor soğan suyu sürülür. Safra kesesi salgısını artırır ve bunun sonucu olarak taş oluşumunu önler. El ve ayak tırnaklarının çabuk kırılmasında, tırnakları sık sık mor soğan suyu ile ovmak gerekir.

ŞİFA KAYNAĞI

Ayak bacak karın göğüs ve ellerdeki şişmelere karşı günde üç defa yemeklerden önce birer çorba kaşığı soğan suyu içilir. Burun kanamalarını durdurmak amacıyla soğan yumrusu ikiye kesilir yarısı burnun önüne bağlanır. Çıbanları olgunlaştırmak için soğan yumrusunu oluşturan yapraklar haşlanarak çıban üzene konur. İdrar yolları ağrılarında taze kesilmiş ve ısıtılmış soğan sıcak sıcak ağrıyan yerin üzerine konur ve bu işlem birkaç kez tekrarlanır.

Dizanteri veya bağırsak iltihaplarına karşı çiğ yumurta sarısı taze tereyağı iyice ezilmiş kimyon tohumu ve fazla miktarda soğan suyu karıştırılıp günde üç defa birer çorba kaşığı yenir. Nasırları yok etmek için sirke içerisinde kaynatılan mor soğan nasır üzerine konarak bağlanır ve bu işlem birkaç kez tekrarlanır.

Karın sancıları için soğanın faydaları

Karın sancılarına ve mide kanamalarına karşı çok ince doğranmış soğan süt içerisinde kaynatılarak içilir. Dibinde toplanan soğanlar ise yenir. Boğaz iltihabı (Iarenjit)´in tedavisi sesin güzelleştirilmesi sinirsel rahatsızlıkların tedavisi öksürüğe bronşit ve boğaz ağrısına karşı en iyi ilaç soğan suyunun balla karıştırılarak yenmesidir. Bu maksatla hazırlanan macundan günde üç çorba kaşığı tüketilmeli.

Kür şeklinde soğanın faydaları

-Kadınlarda meydana gelen çikolata kisti (endometriosis) ve miyom oluşumlarına karşı tedavi edicidir. -Kadınların yaşadığı adet düzensizliğini ortadan kaldırmaya oldukça etkilidir. -Polikistik over sendromu tedavisinde faydalıdır. -Menopoz şikayetlerini azaltmak için içilmelidir. -Kıl dönmelerinde fayda sağlayacaktır. -Vajinal akıntılarda kullanılmalıdır. -Hamile kalmak isteyenlerin, sorunlarına çare olacaktır.

-İçeriğindeki sulfosid nedeniyle antibiyotik özelliğine sahiptir. -Ciltte çıkan iltihaplı sivilce ve aknelerde tedavi edicidir. -Dolaşım sistemini düzenler. -Bağışıklık sistemini güçlendirici etkileri bulunmaktadır -Stres giderici ve balgam söktürücü etkileri vardır. -Vücutta meydana gelen yağlanmayı azaltacağından, zayıflamaya yardımcı olur. -Prostatta oluşan iltihapları azaltıcı etkileri nedeniyle, ağrıların azalmasına yardımcıdır. -Sinüzit rahatsızlığının ilerlemesini önler. -Çiğ soğan tüketimi, yemek sonrasında kandaki total gliserit oranını düşürür.

Soğan kürü nasıl uygulanır

-Soğan suyu ile hazırlanmış olan kür, sağlık sorunlarına fayda sağlaması açısından en az altı ayda bir defa 15 gün süreyle uygulanmalıdır. Bu süreyi aşmamaya dikkat edilmelidir. -Hazırlanmış olan kürü ılık olarak tüketmelisiniz. -Daima içeceğiniz kür taze olarak hazırlanmalıdır. -Öğle ve akşam yemeklerinden on dakika önce bir bardak içmelisiniz.

-Kürü hazırlamak için mutlaka açık kahverengi kabuklu beyaz soğan kullanılmalıdır. -Kullanılacak soğanların dış kabuğu kuru ve taze olması gerekir. Çimlenmiş ve köklenmiş olanlar bayattır. Hangi soğan daha faydalıdır? Tüm soğan türleri belirli oranlarda antioksidan içeriyor. Ancak kırmızı soğanın ve beyaz soğana göre daha güçlü bir antioksidan olduğu belirtiliyor. Soğanın köke yakın bölümü kanserden korunma sağlayan bileşenler bakımından en zengin bölgesi.

Soğan suyunun yan etkileri

Soğan doğal olarak fruktoz içerir. Bazı kişilerde mide fruktoz sindirimi sırasında zorlandığı için soğan gaza neden olabilir ve bu gaz vücuttan atılamadığında mide ağrılarına yol açabilir.

Bunun yanı sıra reflü hastaları soğan suyu içerken veya çiğ soğan yerken dikkatli olmalıdır çünkü soğan reflü belirtilerini şiddetlendirebilir. Soğanın kan şekerini düşüren etkisi, kan şekeri düzeyini kontrol altında tutmak için düzenli olarak ilaç kullanan diyabet hastalarında ilaçların etkisini istenmeyen boyutlarda arttırabilir.

Diyabet için ilaç kullanıyorsanız düzenli olarak soğan suyu içmeye başlamadan önce doktorunuza danışın. Özellikle yeşil soğanda bol miktarda bulunan K vitamini uzun süre günlük ihtiyaçtan fazla miktarda alındığında bazı kan inceltici ilaçlarla etkileşime geçebilir. Kan inceltici ilaç kullanıyorsanız soğan tüketimi konusunda doktorunuza danışın.

14 Ocak 2014 Salı

Gripten korunmak için ne yapmalı

Gripten korunmak için bunları yapın

Domuz gribi salgınıyla karşı karşıya kaldığımız şu günlerde bu salgından korunmak için neler yapmalı?

Öncelikle iyi bir bağışıklık sisteminin sırrı dengeli ve düzenli beslenmekten geçiyor.

Gripten korunmak için bunları yapın!

Antioksidan kapasiteyi ve posa alımını arttırmak için günde 5-9 porsiyon taze sebze ve meyve tüketin.

Prebiyotik-probiyotikler sizin bağışıklık sisteminizi güçlendirecektir be nedenle günde 1-2 porsiyon yoğurt tüketin.

Zengin omega-3 kaynağı olan ton balığı, lüfer, istavrit ve palamut gibi yağlı balıkları haftada iki kez tüketin.

En kaliteli ve ucuz protein kaynağı olan yumurta kolin içeriğiyle bağışıklık sistemimizi desteklemektedir bu nedenle haftada 3-4 kez yumurta tüketin.

Omega-3 içeriği ve antioksidan kapasiteleriyle fındık, ceviz ve badem bağışıklık sistemini desteklemektedir.

Günlük sıvı alımınızı arttırın ve daha yüksek antioksidan etkiye sahip olmaları sebebiyle siyah çay yerine yeşil ve beyaz çay tercih etmeye çalışın.

Sağlıklı bir kış geçirmeniz dileğiyle…

Sevgiler

Öğr.Diyetisyen Sevgi Sevmez
Twitter.com/Sdiyet
http://www.sdiyet.com/

13 Ocak 2014 Pazartesi

Evde doğal elma sirkesi nasıl yapılır?


Bugün size benim yeni favorimden bahsedeceğim. Hatırlarsanız yazın evde kendi bitki yağımı kendim yaptığımdan bahsetmiştim. Bugünlerde ise favorim sirke yapımları. Herşey birkaç ay önce, sirke ile ilgili bir yazıda Prof. Dr. Ayten Altıntaş’tan ,satın aldığımız sirkelerin fabrikalarda içine asetik asit dökülerek birkaç saat içinde yapıldığını ve sağlığa çok zararlı olduğunu öğrenmemle başladı. Sonra ev sirkesinin hem çok lezzetli hem de her derde derman olduğunu öğrenince kolları sıvadım tabi. Evde sirke yapımlarına başladım. İlk denemem elma ve portakal sirkeleri oldu, ardından limon sirkesi yaptım ve gayet başarılı oldular. Nar sirkesini ise beceremedim, rengi muhteşemdi, fakat küflendi ve çöpe gitti ne yazıkki. Birşeyi yanlış yaptım galiba. Aslında olsaydı gıda boyası yerine tatlı ve pastalarda denenebilecek müthiş bir renge sahipti. Yapay gıda boyası yerine nar sirkesi bir alternatif olabilir kesinlikle doğal ve zararsız.

 Eskiden köylerde büyük toprak varillerde yapılırmış sirkeler. Daha sonra ne olduysa bu adetlerimizden kopuvermişiz. Şehre yerleşme ve fabrikasyon sirkelerin çıkması biz de “nasıl olsa hazırı var” düşüncesini oluşturmuş. Ve sirkeyle olan bağlarımız kopmuş. Sanayinin de sınır tanımayan herşeyi ucuza imal etme mantığı bizi sağlımızdan etmiş. Fabrikalarda 2 saat içinde, içerisine asetik asit eklenerek oluşturulan berrak sıvıya “sirke” demeye dilim varmıyor. Doğal sirke zaten o kadar asitli de olmuyor. Doğal sirkenin lezzetini bilmediğimiz için o sirke sanarak aldığımız şey bize güzel geliyor. Haydi hep birlikte evde sirke yapmaya. Elma sirkesini ben elmanın sadece dış kabuk ve çekirdek kısımlarından yaptım. Zaten şehrin ortasında bütün elmadan sirke yapmak hayal. Bir ton para verip aldığımız meyveyi yeyip, kalan kısımlarından sirke yaptım.

Aslında köy yerinde yazın ağaçlar meyve dolu. Yere düşüp çürüyorlar. İşte onlar tam sirke yapmalık. Gelelim zararsız, ucuz, temiz ve doğal elma sirkesinin yapımına: evde elma sirkesi Elinizdeki elma kabuk ve çekirdek kısımlarını bir cam kavanoza doldurun. Üzerine 1/4 elma, 3/4′ü içme suyu olacak şekilde su doldurun. Eğer keskin seviyorsanız elmaların üzerine kadar su doldurun. Kavanoza elinizde varsa bir kaşık elma sirkesi ya da bal ekleyin. İlk yaptığım zaman bal eklemiştim. Sonrakilerde ben bal eklemedim. Bu işlem sirkenin mayalanmasını kolaylaştırıyor. Eklenmese de oluyor. Kavanozu güneş görmeyen biryerde ağzı açık, tülbent bağlı şekilde saklayın. Ya da benim yaptığım gibi kavanozun tepesine bir kumaş kese ve lastik geçirip hem ağzının açıkta kalmasını hem de karanlıkta kalmasını sağlayabilirsiniz. Bu şekilde elmaların 15-20 günde çürümesi sağlanır. Bu süre içinde yine elma ekleyebilirsiniz. Elmalar suda iyice çürüyüp yumuşadıktan sonra, bu karışımı tülbentten süzün ve elma cüruflarını çöpe atın. İçerisine 2-3 nohut, bir parça ekmek, biraz kalın tuz atarak sirke kavanozunun kapağını kapatın. Kapatırken sirkeye bir isim verin, mesela Ayşe. Kapağı kapatırken “adını Ayşe verdim 40 gün sonra seni çağıracağım” diyerek sirkenizi kurun. (Bu isim verme işlemini kayınvalidemden öğrendim.) Kırk gün sonra ise sirkenizi ismiyle çağırarak açabilirsiniz. Tabi sirkenin üzerinden ne kadar zaman geçerse o kadar lezzetli ve değerli olduğunu söyler eskilerimiz. elma sirkesi İkinci olarak ise portakal sirkesini denedim. Ne duymuş ne de görmüşlüğüm vardır. Sırf soyduğum portakal kabukları çöpe gitmesin diye yaptım sirkesini. Yani ben uydurdum diyebilirim. Kötü olursa yemeklerde kullanmasam bile temizlik için kullanırım diye düşündüm. Gerçekten hiçbirşeyi çöpe atmamak lazım. Portakal ve limon sirkesini de tıpkı elma sirkesi gibi kabuklarından yaptım. Gelelim elma sirkesinin kullanım alanı, fayda ve şifalarına. Birçoğu kendi tecrübe ettiklerimdir: Elma sirkesini hem bakterileri hem virüsleri hem de mantarları öldürmek için kullanabilirsiniz.

 Elma sirkesi çok iyi bir koku giderici ve dezenfekte edicidir. Koku gidermek istediğiniz yerlerde rahatça kullanabilirsiniz. Ayrıca mutfak bezlerinin dezenfeksiyonunda da kullanabilirsiniz. Elma sirkesini çamaşır makinesinde yumuşatıcı gözünde kullanıyorum. Hem çamaşırları yumuşatıyor hem de deterjanın zararlı koku ve etkilerini azaltıyor. Ayrıca düşük sıcaklıklarda yıkanan çamaşırlarda koku problemi olmuyor. Bir diğer şey ise çamaşırlardaki lekeleri çıkardığını hayretle gözlemledim. 3-4 sene önceden kalma bir lekeyi çıkardığını farkettim. Bulaşık makinesinde parlatıcı gözünde elma sirkesi kullanıyorum. Diğer parlatıcılar yapay olup durulanmadıkları için direkt midemize iniyor. Çoluk çocuğunuza parlatıcı yedirmek istemezsiniz değil mi? Güneş yanıkları, sinek ısırıkları gibi kaşıntılı durumlarda elma sirkesini bir pamuğa damlatın ve kızarık yere uygulayın. Acısını alıp kaşıntıyı geçirecektir. Elma sirkesi ile suyu karıştırarak camlarınızı temizleyin. En pahalı deterjanlara taş çıkardığını hayretle gözlemleyeceksiniz. Ayrıca elma sirkesi halınıza aniden birşey döküldüğünde harika bir temzileyicidir. Lekelenen yeri bol sirkeli bezle silin, lekeden eser kalmayacaktır. Karbonat ve elma sirkesi ile (yada portakal sirkesi de olabilir) lavaboları ovduğumda ışıl ışıl parladığını ve kirlenmenin geciktiğini gözlemledim. Elma sirkesi ile dişler fırçaladığında ağızda müthiş bir ferahlık oluyor ve dişleri beyazlatıyor.

 Elma sirkesi ve soda karışımı çok iyi bir cilt temizleyicisi. Sivilceler için de çok faydalı bir karışım. Elma sirkesinin topuk dikenine iyi geldiğini pekçok kaynaktan okudum. Bunun için yapmanız gereken topuk dikenini sürekli sirkeyle temas ettirmek. Bir beze sirke dökerek ayağa bağlamak ve ayağı sirkeli suda bekletmek çok faydalı. Saçlarınızın kepeksiz olması ve ışıldaması için elma sirkesini kullanabilirsiniz. Elma sirkesini ayrıca hazım problemleri, sinüs enfeksiyonları, saç dökülmesi, kilo vermek için, reflü, gut, artrit, sistit, mantar enfeksiyonu, yüksek tansiyon, menopoz sıkıntıları, siğil, ayak-vücut kokusu, zona, uçuk, varisler, uykuya dalmada güçlük,yorgunluk ve kolestrolde güvenle kullanabilirsiniz. Kanser, şeker hastalığı ve kemik erimesinden korunmak için de elma sirkesinden faydalanabilirsiniz. Tabi sağlıkla ilgili olan kısımlarda kesinlikle hazır sirke kullanmayın. Çünkü faydadan çok zarar getirecektir. Sirke hakkında son birşey de elma sirkesinde çeşitli bitkileri bekleterek, bitki sirkeleri yapabilirsiniz. Mesela size iyi gelen şifalı bir bitkiyi yaptığınız elma sirkesinde 20 gün-1 ay kadar bekletin. Böylece elma sirkesinin şifasını iki katına çıkarmış olursunuz. Mesela adaçayı menopoz sıkıntılarında çok önemli bir bitkidir. Adaçayı sirkesini yaparak salatalarınıza ve yemeklerinize kullanıp sıhhatli bir yaşam sürdürebilirseniz. İlaç kullanmadan, yan etki görmeden..


11 Ocak 2014 Cumartesi

Gergedan Boynuzu cinsel uyarıcı haplar sahte çıktı.


Sağlık Bakanlığı'nın hem ceza hem de toplatma kararı verdiği Gergedan ilacını satanlar akıl almaz yöntemler deniyor. En çok dinlenen radyo frekanslarına özel bir sistemle girerek reklam yapılıyor.

Radyo, televizyon ve internet reklamlarında, 'Çayına, meyve suyuna, suyuna 7 - 8 damla damlatın, 20 dakika bekleyin. Göreceksin o kadın bunu içtikten sonra sabit bir yerde otursun. Ben bu işi bırakırım' yalanıyla pazarlananan "Gergedan"a, Sağlık Bakanlığı'ndan hem ceza hem de toplatma kararı çıktı.

ALETLER BAĞ EVİNDE ÇIKTI

59 liraya satılan karışımla ilgili uyanık girişimciler yaratıcı bir yöntem buldular. Türkiye'nin en çok dinlenen radyoların merkezlerinin yakınlarına sivil araçlarla giden dolandırıcılar, araçların içindeki özel sistemle frekanslara girip yayını durdurdular ve bu frekanslar üzerinden kendi reklamlarını yaptılar. Sabah'ta yer alan habere göre; Radyo yayınlarının sık sık kesilmesi üzerine Sağlık Bakanlığı tüm emniyet birimleriyle iş birliği yapılması için girişimde bulundu. 4 Haziran'da Kahramanmaraş Cumhuriyet Savcılığı'nın talimatıyla ilk operasyon gerçekleşti. Kahramanmaraş Güvenlik Şube Müdürlüğü, Basın - Yayın Bürosunun yürüttüğü operasyonda Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından tahsis edilmiş 13 radyonun yayınına 'korsan' yollarla girerek reklamını yapan sivil araca el koyup, sistemi kontrol ettikleri bağ evine baskın düzenledi.

SAHİBİNİ TANIYAN YOK

İnternette adeta peynir ekmek gibi satılan ürünün sahibi ise bilinmiyor. İnternetten satış yapan sipariş hattındaki yetkililere, 'Gergedan'ın sahibi kim' diye sorduğumuzda, 'Kendisini görmedik. Ancak internette videoları var. Aktar Kör İsmail olarak biliyoruz. Bir de Ömer Hoca'nın tanıtımlarını izliyoruz' karşılığını verdiler. İnternet sitelerinde, 'Yılın patlamasını yaşamaya hazır mısınız, gecenizi renklendirin, eşinizi mutlu edin' sloganıyla satılan ürün, özel kampanyalarında kadınlarda cinsel gücü artırdığı iddiasıyla sıvı ve tablet olarak satılıyor. Günde 10 bin adet satıldığı tespit edilen 'Ekşın Gergedan Boynuzu" markalı ürün için Sağlık Bakanlığı, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, 81 ilin sağlık müdürlüklerine, Tarım ve Gıda Bakanlığı'na, RTÜK, Maliye ve Gümrük Bakanlıkları, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'na (BTK), Emniyet Genel Müdürlüğü'nün de aralarında bulunduğu çok sayıda kuruma bir yazı gönderdi. Yazıda ürünün "Türk Gıda Kodeksi Etiketleme Yönetmeliği'nde belirlenmiş olan sağlık beyanlarına uygun olmadığından, tedavide etkinliği ve güvenirliği olmayan ürünün tüketicileri yanıltıcı yönde tanıtım ve satışı yapılmaktadır. Yazılı görsel ve internet sitelerinin reklamlarının durdurulması ve sağlık beyanı ile satışı yapılan her türlü yerden toplatılması gerekmektedir" sözlerine yer verildi.

KALP KRİZİ RİSKİ TAŞIYOR

Sözde ilaçla ilgili Sağlık Bakanlığı ve Savcılıklara da tüm Türkiye'den ihbar yağıyor. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu yetkilileri "Kurumumuza iletilen çok sayıda başvurudan, radyo kanallarında yapılan tanıtımlar ile internet incelemelerinde, Ömer Hoca adlı kişinin özellikle radyo reklamlarında 10 yıldır bu işi yaptığını, kitaplarında ve konferanslarında konuyu anlattığını, kadınlar için de istek arttırıcı damla ürettiğini anlatıyor. Bu çerçevede yapılan incelemelerde bu karışımların kalp krizi riski taşıdığı ve sağlığa zararlı olduğunu tüm ilgili kurumlara ilettik..."

"MUCİZE YALANI"

'Kilo verdirici, kilo aldırıcı, boy uzatıcı, cinsel performansı artırıcı, sigara bıraktırıcı ve hastalıkları iyileştirici' niteliklerle tanıtımı yapılan karışımdan alınan numunelerle yapılan labaratuvar testlerinin sonuçları da sağlığa zararlı çıktı. Ürünün ithaline ve üretimine acilen el konulması kararı alındı. Ani ölümler, kalp promlemleri riski taşıyan karışımla ilgili Sağlık Bakanlığı yetkilileri "Yasadaki açıklardan faydalanıyorlar. Yaptığımız yeni düzenlemelerle artık bu sorunları ortadan kaldırdık. Sıkı bir denetim ve önemli cezai şartlar getirildi. Söz konusu şirketler, kimi zaman noter onaylı kimi zaman Tarım Bakanlığı'ndan aldığı izni 'onay' gibi gösteriyorlar. Bazen kozmetik olarak bildirdikleri bir ürünü Sağlık Bakanlığı izinli imajı ile pazarlıyorlar. Bu ürünlere herhangi bir izin, ruhsat veya belge verilmemektedir. Vatandaşlarımız, mucizevi etkisi olduğu ileri sürülen ürünlere ilgi göstermesin" diye konuştu.

8 Ocak 2014 Çarşamba

Nar kabuğu mucize faydaları nelerdir?


Nar kabuğu mucizesi

Tacıyla adeta meyvelerin kralı olan nar, her derde deva bir ilaç. Hem de her yönüyle..

Tacıyla adeta meyvelerin kralı olan nar, her derde deva bir ilaçtır. Nar bağışıklık sistemini güçlendirerek, bizleri başta kanser olmak üzere pek çok hastalıktan da korumaktadır. İçerdiği flovanoidler, vitaminler, polifenoller, antosiyaninler, taninler vasıtasıyla kolesterol ve şekeri de dengeleyen nar kalp ve damar sağlığımızı koruduğu gibi, kanser hücrelerinin de gelişmesini çok önemli oranda engellemektedir.

Mucizevi bir şifa kaynağı olan nar kabuk, zar, çekirdek ve sudan oluşmaktadır.

Nar suyunun genel damar sağlığını, özellikle de kalbi koruduğu, damar tıkanıklıklarını geriletme ve tansiyon düşürücü etkileri herkes tarafından bilinmektedir. İnsanlar narı, suyunu içerek tüketmektedir. Narın içindeki zarlar ile yendiğinde mide ülserini iyileştirdiği ise pek az kişi tarafından biliniyor. Yine son günlerde pek çok firmanın satışa sunduğu nar çekirdeği yağı,çok değerli punicic acid içermektedir. Nar çekirdeği yağı özellikle cildimizde kırışıklıkları ve yaşlanmayı gidermekte, saçlarımızda canlılık ve saç çıkarıcı etkileri nedeniyle ilaç endüstrisi tarafından önemli miktarda kullanılmaktadır.



''Nar kabuğu,suyundan daha fazla değerlidir''

Nar suyu bir ilaç gibi sağlığımız için faydalıdır, ancak kabuğu suyundan daha fazla değerlidir. Nar kabuğu içinde bulunan ellagik asit, başta meme kanseri olmak üzere hemen hemen tüm kanser türlerini hem önleyici hem de iyileştirici faydalar sağlamaktadır. Nar kabuğundaki flavanoitler, fenolik bileşikler ve antioksidantlar suyundan çok daha fazla miktardadır. Nar kabuğunda bulunan ellagik asit antioksidan, anti-mutajen ve anti-kanser özelliklere sahiptir. Çalışmalar meme, yemek borusu, cilt, bağırsak, prostat ve pankreas kanserlerinde anti-kanser özelliğini göstermiştir. Ellagik asit P53 geninin kanser hücrelerince yok edilmesini engellemektedir. Ellagik asit kansere neden olan moleküllere bağlanarak onları çok önemli bir oranda etkisizleştirmektedir.

''Sıkılan narın kabukları asla atılmamalı''

Gölgede veya 40-50 dereceyi geçmeyecek ortamlarda kurutarak, ufaladığımız nar kabuklarını serin bir yerde saklayalım. Daha sonra 100 gram kaynamış suya, 2 gram nar kabuğu atarak, yaklaşık 10 dakika kaynatıp suyunu hemen her gün çay olarak tüketelim. Böylece başta kanser, kalp ve şeker hastalıkları olmak üzere pek çok hastalıktan kendimizi korumuş olacağız. Genelde tüm meyvelerde olduğu gibi narın da en değerli yeri kabuğudur. Bir ilaç gibi içtiğimiz nar suyundan arta kalan kabukları da asla atmayalım ve başta kanser, şeker ve kalp olmak üzere hemen hemen tüm hastalıklardan korunalım. (Özlem Özdemir - Beslenme ve Diyetetik Uzmanı)

26 Kasım 2013 Salı

İnce olmanın sırrı düzenli uykudan geçiyor.


Her gün aynı saatte uyuyan ve uyanan kişilerin  vücudundaki yağ oranının daha az olduğu belirlendi. 

American Journal of Health Promotion dergisinde yayımlanan  araştırma, kilo vermek isteyen ancak sporla arası olmayan kişilere yeni bir  seçenek sundu.

Araştırma, uyuma ve uyanma saatleri düzenli kişilerin, düzensiz uyku  alışkanlığı olanlardan daha ince olduğunu ortaya koydu.

Araştırmaya 17-26 yaşındaki 300'den fazla kadın katıldı.

Hafta boyunca uyuma ve uyanma saatleri 90 dakikadan fazla değişen  kadınların vücudundaki yağ oranının, 60 dakikanın altında değişenlerinkinden daha  fazla olduğu görüldü.

Araştırmacılar, gece 6,5 saatten az ya da 8,5 saatten fazla  uyuyanların da vücudundaki yağ oranının daha fazla olduğunu belirtti.

Bilim adamları, uyku kalitesinin bozulmasının iştahla ilgili  hormonları etkileyerek vücuttaki yağ oranının artmasına yol açtığını vurguladı. (Milliyet)

22 Haziran 2013 Cumartesi

Göz sağlığınız için yaban mersini


Yaban mersini kullanımı 1860 yıllarına dayanan çok eski bir bitkidir. Modern tıbbın olmadığı dönemler de insanın tedavisi için zaten şifalı bitkilerin kullanıldığını hepimiz biliriz. Ama yaban mersini kadar eskiye dayanan pek az bitki vardır. Yaban mersini özellikle o dönemlerin en etkili ve yaygın hastalığı olan ishal ve dizanteriye karşı kullanılmıştır.

Orta çağ avrupası bu hastalıklar ile boğuşurken en önemli yardımcıları hep yaban mersini olmuştur. Yaban mersini ile bizim güney illerimizden mersinin hiçbir bağlantısı yoktur. Ülkemizde Marmara ve karadenizde ki ormanlarda yetiştiği bilinir. Ama yaban mersini istenirse meralarda da yetiştirilebilir.

Özellikle de sulak alanlarda çok fazla ilgi göstermeden de yetişmesi sağlanır. Yaban mersininin meyveleri haziran ayında toplanmaya başlar ve eylül ayı sonuna kadar devam eder. Yaban mersini böbrek ve mesane hastalıklarında da çok sık kullanılır.

Hatta bunun kullanımı tarih kitaplarında 1600 li yılları işaret etmektedir. Şeker hastalığı nedeni ile göz retinası bozulmalarında da kullanıldığı bilinir. Hatta 2. dünya savaşında savaş pilotlarına yaban mersini verildiğini tarih kitapları yazmaktadır.

Dikkat her bitki şifalı değildir.


Nasıl vücudumuzda bir bölgede sıkıntılı bir hastalık oluşuyor ve onu tedavi etmek için ilaç tedavisi uyguluyor ve ilacın başka bir organımıza vereceği bazı yan tesirlerde oluşabiliyorsa bu bitkiler içinde geçerlidir. Bitkilerle şifa bulmak isteyen ve ondan faydalananlar bilmelidirler ki bitkilerinde vücutta oluşturabileceği bazı yan etki ve tesirler bulunmaktadır.
 
Bitkilerin şifalı olabilmesi için toplandıktan sonra uzun süre bekletilmemiş, yıllanmamış ürünler olmasına özellikle dikkat edilmesi gerekmektedir. Satın aldığımız bitkilerden fayda sağlayacağız derken zarar sağlamış olmayalım. Adaçayının sakinleştirici özelliğinin olduğunu çoğumuz bilmekte uykusuz kaldığımız günlerde vücudumuzu dinlendirmek istediğimiz durumlarda adaçayı demleyerek adaçayından faydalanmak isteyebiliriz.
Ama adaçayının hamilelik dönemlerindeki bayanlarda düşük tehlikesi yarattığı bilinmezse ve bilinçsizce tüketilirse yarar yerine zarar sağlayabilmektedir.

Yine zayıflama çayları adı altında birkaç çeşit bitkinin karışımıyla hazırlanan çayları da çok sayıda tüketerek zayıflamaya çalışabilirsiniz bu çayların da çok sayıda tüketilmesi için vücutta sıvı kaybı yaşanabilir ve vücut için gerekli bazı sıvılarda vücuttan atılacağı için vücudumuz dirençsiz ve halsiz bir hal alabilir. Siz siz olun her bitkiyi bilinçli ve düzenli tüketiniz.

6 Nisan 2013 Cumartesi

Yüksek Tansiyona karşı etkili gıdalar ve besinler



Tansiyon hastalarının en fazla tüketmesi gereken meyve ve sebzenin çilek ve ıspanak olduğu bildirildi. 
Sinsice gelişen tansiyon konusunda bilinçlenmenin hastalığı önlemede etkili olacağı kaydedildi. Tansiyonun sessiz ve derinden geliştiğini ve tespit etmenin çoğu zaman güç olduğunu belirten uzmanlar, tansiyonu önlemede beslenme alışkanlıklarının oldukça önemli olduğunu söylediler. 

Anne annelerimiz ve büyükbabalarımızın tıbbi bilgileriyle günümüzdeki tıbbi tavsiyeleri birleştirerek iyi neticeler alınabileceğini kaydeden uzmanlar şunları söyledi:



KALBE, GÖZE, BÖBREĞE

"Çilek ve ıspanağın tansiyona iyi geldiğini biri söylese inanmazsınız. Aslında körpe ve bol sulu çilekler insanın dolaşım sistemini temizliyor. Böbrek, idrar yolları ve bağırsak sorunları için birebir. Çilekte yüksek oranda C vitamini bulunduğu için yüksek tansiyon ve kolesterolü düşürür. Yalnız şeker hastaları dikkat etmesi gerekir" uyarısında bulundular.

EN KUVVETLİ ANTİ SEBZE


Ispanağın da tansiyona karşı kuvvetli anti sebze olduğuna işaret eden uzmanlar, "Ispanak kalp hastalıklarına, felce, yaşlılığın getirdiği göz hastalıklarına, kansere, ruhi dengesizliklere ve yaşlılık lekelerine etkilidir" dedi.

Yüksek tansiyon ile mücadele yöntemleri nelerdir?



Tansiyon ölçerken bunlara dikkat edin!

Dünyada yaklaşık olarak 1,5 milyar kişi bu rahatsızlıkla baş ederken, ülkemizde ise hipertansiyonu olan hasta sayısı neredeyse 15 milyonu buluyor.

Aslında hipertansiyon tedavi edilebilir, hatta önlenebilir bir hastalık.  Dünya Sağlık Örgütü bu konuya dikkat çekmek amacı ile bu yıl Dünya Sağlık Günü olan 7 Nisan’ı “hipertansiyon” konusuna ayırdı. 7 Nisan’ın ana teması  “KAN BASINCINIZI KONTROL EDİN!”olarak seçildi.  Liv Hospital Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Tekin Akpolat yüksek tansiyonla mücadelenin yollarını ve tansiyon ölçerken dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.

Kan basıncını kontrol etmek için 2 konu çok önemlidir:

Kan basıncını ölçtürmek ve doğru ölçmek:  Hipertansiyon erken dönemde belirti vermediği için kan basıncını ölçtürmeden tanı koymak mümkün değildir. Ülkemizde kan basıncı yüksek 2 kişiden biri hastalığının farkında değildir. Doğru tanı koymak için kan basıncı doğru ölçülmelidir.  

Yüksek kan basıncını düşürmek: Tuz alınımının kısıtlanması, fazla kiloların verilmesi, fiziksel aktivitenin artırılması yani egzersiz, sigaranın bırakılması ve aşırı alkolün önlenmesi gibi yaşam düzeni değişiklikleri kan basıncını düşürür. Bunların yetersiz olduğu durumlarda ilaç kullanılır.  Yaşam düzeni değişiklikleri ile hastaların bir kısmının ilaç kullanmasına gerek kalmayabilir.

Kan Basıncı Ölçülürken Yapılması Gerekenler

- Oturun.
- Dinlenin.
- Konuşmayın.
- Sırtınızı arkaya dayayın.
- Kolunuzu destekleyin.
- Ayaklarınızı yere düz basın.
- Kol ve kalp aynı hizada olmalı.

Hipertansiyonla Gelen Hastalıklara Dikkat

Hastaların yüzde 5-10’unda ise hipertansiyon başka bir hastalığa bağlıdır. Hipertansiyona yol açan hastalıkların önemli kısmı böbrek kaynaklıdır. Hormonal hastalıklar ise önemli diğer bir grubu oluşturmaktadır. Bu hastalıkların önemli bir kısmının tedavi edilebilir nitelikte olması, hastalıkların tedavisi ile de hipertansiyonun kalıcı tedavisinin mümkün olması her hastanın hipertansiyona yol açan hastalıklar açısından değerlendirilmesini zorunlu kılar.

İş Yaşantısı ve Tansiyon

Uzun çalışma saatleri, masa başı çalışma düzeni ve düzensiz beslenme tansiyonu olumsuz etkiler. Bunlara ilaveten çalışma hayatının stresi de göz önüne alındığında çalışanlar hipertansiyon ve hipertansiyona bağlı sorunlar için risk altındadırlar. Zamanın kısıtlı olması kişileri daha az hareket etmesine olanak tanır. İş yemekleri ve uzun süren toplantılar beslenme düzenini daha da bozar. Kişinin kendisine zaman ayıramaması tedavinin de aksamasına neden olabilir. Hipertansiyon tedavisi üç aşamadan oluşuyor; hipertansiyona yol açan hastalığın tedavi edilmesi, ilaç uygulaması, yaşam düzeninde değişikliğe gitmek. Tuz alınımının kısıtlanması, fazla kiloların verilmesi, fiziksel aktivitenin artırılması, sigara ve alkolün belli düzeyde tutulması başlıca yaşam düzeni değişiklikleridir.
Kan basıncını düşürmek ne yapmak gerekiyor?

- Tuzun azaltın.
- Düzenli egzersiz yapın.
- Fazla kiloların verin.
- Sigarayı bırakın.
- Alkolün sınırlandırın.
- Gerekirse ilaç kullanın.

4 Nisan 2013 Perşembe

Dünya'da 2 dakikada bir kadın bu sebeple ölüyor!

Dünyada her 2 dakikada bir kadın rahim ağzı kanseri nedeniyle yaşamını yitiriyor. Yılda 490 bin kadına rahim ağzı kanseri tanısı konuluyor. Bu da günde 1300’den fazla yeni olgu anlamına geliyor.

İlişki sonrası kanama, normal düzenin dışındaki vajinal kanamalar, genellikle kokusuz ve koyu renkli akıntı, menopoz döneminde kanama olması ve karın ağrısı rahim ağzı kanserine işaret edebilir. Rahim ağzı kanseri erken dönemde belirti vermeyebilir. Nadiren de olsa, ilerlemiş vakalarda dahi tesadüfen kanser tespit edilebilir.

Çok eşliliğin hastalıkta riski artıran bir faktör olduğunu belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı OP. Dr. Mehtap Şentürk Çiçek, diğer risk faktörleri hakkında şunları söyledi: “Cinsel temasın 20 yaşından önce başlaması, viral ve bakteriyel enfeksiyonlar, fazla sayıda doğum yapmak, sigara içmek, C ve A vitamini eksikliği, sosyoekonomik durumun düşük olması, eşin sünnetsiz olması, kortizon kullanımı, AIDS, kanser hastalığı gibi nedenlerle hastanın bağışıklık sisteminin baskıda olması, rahim ağzı kanserine zemin hazırlayan nedenler arasında.”

HPV’YE DİKKAT
Rahim ağzı kanserine % 85 oranında HPV( Human Papilloma Virüs ) adı verilen virüsün neden olduğunu hatırlatan Dr. Çiçek, rahim ağzı kanserinde aşı uygulaması hakkında ise şu bilgileri verdi:

HPV’nin yaklaşık 300 kadar tipi bulunmaktadır. HPV genital siğil oluşumuna neden olabilmektedir. Rahim ağzı kanserinin önlenmesinde aşı son yıllarda önem kazanmıştır. Aşı; HPV Tip 6, 11, 16, 18 neden olduğu kanser öncesi lezyonları ve genital siğilleri önlemektedir. Rahim ağzı kanseri aşısının koruma süresi 5 yıldır. Yurtdışında aşının uygulama yaşı 9-26 olarak belirtilmiştir. Örneğin 10 yaşında aşı yapılan bir kız çocuğu, 5 sene sonra muhtemelen korunmasız kalacaktır. Türkiye şartlarında cinsel ilişki yaşının, yurtdışına oranla daha geç olmasından dolayı bu yaş aralığı ülkemiz için değişebilir. Ancak aşının en etkin olduğu yaş aralığının ergenlik dönemi olduğu unutulmamalıdır. Özellikle bağışıklık sistemini baskılayan tedavilerin uygulandığı kişiler, kortizon kullananlar, bağışıklık sistemini zayıflatan hastalığı olanlar ve HPV açısından riskli gruplarda aşılanma önerilmektedir. Aşı hamilelerde önerilmezken, emzirme döneminde yapılabilir.”

KONTROLLERİNİZİ DÜZENLİ OLARAK YAPTIRIN
Unutulmaması gereken başka bir nokta ise; aşı yapılan bireylerde rahim ağzı kanseri riskinin tamamen sıfırlanmadığı. Bu nedenle tarama testlerine smear ve gerektiğinde rahim ağzındaki olası bazı hücre değişikliklerini saptayabilen kolposkopi ile devam edilmesi öneriliyor. 6 ayda ya da yılda 1 kez smear takibi, aşı sonrasında da tavsiye ediliyor. Düzenli olarak jinekolojik kontrollerini yaptıran kadınlarda, rahim ağzı kanseri çok erken evrede yakalanılıp tedavi edilebiliyor.


30 Mart 2013 Cumartesi

Mide yanmasına doğal tedavi uygulayın.


Doğanın mucize bitkisel ürünleri ile sağlık sorunları kolay bir şekilde ortada kaldırılıyor ve insanlar daha sağlıklı bireyler haline geliyor. Hazır gıdaların veya fast food tarzı yiyeceklerin tercih edilip organik besinlerden uzak kalınması, sağlığı ciddi derece de tehlikeye attığı gibi, mide sorunlarına da yol açmaktadır.
Mide yanması yada reflü mide hastalıklarının en sık karşılaşılan şikayetleridir. Peki ne yapılabilir Mide yanması yada reflü sorununuz varsa bitkisel yöntemlerde çare bulabilirsiniz. Bir çoğumuzun tanıdığı Ahmet Maranki, mide yanmasını geçirecek bitkisel kür tarifi verdi. Mide yanması yada reflüye Ahmet Maranki’nin kürü ile son verebilirsiniz.
Malzemeler:
Lahana
Sarı patates
Hazırlanışı:
Lahana iri yapraklı, patates ise sarı olanlarından tercih edilmelidir. Çiğ olarak patates ve lahananın suyunu sıkın. İçine bir tatlı kaşığı zeytinyağı ekleyin. Sabah akşam birer bardak bu sıktığınız sudan için. 3 hafta böyle devam edin.

22 Mart 2013 Cuma

Geçmeyen bronşite bitkisel kür.


 Özellikle mevsim dönüşlerinde yakalanırız bronşite. Geçmeyen öksürük hem hayatımızı etkiler, hem işimizi. Uzun süren antibiyotik kullanımına artık doktorlar bile izin vermezken bitkisel reçetelere dönüp bakmakta fayda var.

Birinci öneri
Malzemeler;
1 tatlı kaşığı keten tohumu
1 çay kaşığı ısırgan tohumu
1 çay kaşığı zerdeçal

Hazırlanışı :
Malzemelerden elde edilen karışım arzuya göre bal veya pekmezle tatlandırılıp günde iki kere birer çay kaşığı yenir.

İkinci öneri
Malzemeler:
1 Adet kara turp
1 çorba kaşığı kestane balı
1 tatlı kaşığı limon suyu
1 çay kaşığı zeytinyağı

Hazırlanışı :
Bir orta boy kara turp rendelendikten sonra elde edilen suyuna bal, limon suyu ve zeytinyağı ilave edilerek taze taze olarak gün içinde tüketilir.